--Kişisel

Yarından umutluyum artık!

Site güvenli değil ayakları yapmaya başlamış. Güvenli bir siteyiz raaad olun ve şimdi iletişim bölümünden tek tek kredi kartı numaralarınızı yazın bana canlarım 😛 Ya sıkıldım şu salak işlerle uğraşmaktan. Host ve domain firmalarına zerre güvenim kalmadı. Tamam hepsi değil, ama… Neyse. Bir ton laf sokup-sokuşturmak isterdim lakin modumda değilim. Bi de işte biliyorsunuz davalar açılsın istemiyorum şimdi, avukat tutamam fasfakirim hiç sırası değil bunun 😀

Şimdi yazmak istediklerime gelelim… İlk defa kendimi öveceğim! Evet modumda değilken bile aslında iyiyim. Bayağı iyi toparladım. Bir ara çok karanlıktı önüm. Sonra tekrar hayal kurmaya başladım. Uzun uzun düşündüm, kendime zaman ayırdım. Ama şimdi düşününce bu kadar uzun bir zaman keşke ayırmasaymışım diyorum. Çünkü Korona’da beni, “Kendini dinle biraz, hep çalışmak olmaz öyle!” deyip tatile gönderdi. Beş yıldızlı değil kaldığım otel tabi, hatta geceleri ışık açık olursa sabahları otelin sahibiyle kavga ediyoruz, “Gece uykusu çok önemli! Gece uykusuuuuuu!!!” diye bağırıyor bana, ama olsun. Son kez çıldırıp, “Artık kendime zarar vereceğim siz de kurtulun ben de!!!” deyişimden sonra sadece kendi kendine üzülmeye başladı. Ve üstüme çok gelmiyor. Bu matah bir şey değil biliyorum. Belki çok yanlış, benim sağlığımı düşünüp, iyiliğimi isteyen bir insana bağırıp çağırmak, ama 28 yaşındaki bir bireye de babası bu kadar yüklenmemeli bence artık. Tabi beni ve ailemi tanımayan insanlar kıymet bilmez olarak nitelendiriyorlar bu davranışımı… Fakat öyle değil. Babam bağır-çağır, karşısındaki insanın sinirden ağlayıp zırlamasına bakmadan kendi doğrularını direten biri. Okulumu seçer, haplarımı seçer, doktorlara güvenmez, karnım ağrısa bu benim kıytırık kıçlı oluşumdandır ona göre… Şampuan, peynir, yumurta… Ped… Kadın pedi evet. Onu da seçebilir. Onunla akla gelebilecek her şey için kavga edebilirim. Ve şu anda bunları aştık işte. İlla kendimi öldürebileceğimi hatırlatmam gerekiyormuş…

Bu arada hayal kurmaya başladım dedim demin ama, hayaller epey geç tarihlere ertelendi, malum karantina günleri dolayısıyla maddi imkansızlıklar yaşamaya başlayınca…

Amaaaa modumuzu düşürmüyoruz asla;

Herneyse… Sonuç olarak bol müzik dinleyip, bişeyler üretmeye çalışan… Çokça mıçmıç saçma işlerle de aynı zamanda meşgul olan, ama 5 kitabı aynı anda okumaya çalışıp, yakında alzheimer olmaya da davetiye gönderen bir insan oldum. İnsanları sevip, saygı duymayı zaten biliyordum, ama karakterini kaybetmemeyi öğrenmek en büyük ders oldu sanırım hayatımda. Ve çok da iyi oldu. Karakterini baştan aşağı değiştirip, çok başka, boş bir insana dönüşmüştüm o dönem. Şu an artık neden sevilmediğimin, ne kadar aptal olduğumun bilincine vardım 😀 Artık o olmadığım için çok mutluyum. Ama çokça kayıp verdim. Çok çok üzüldüm. Akıllanmam, kendime gelmem için tavsiyeler işe yarasaydı keşke, kayıplar vermemeliydim bu kadar ve acı çekmemeliydim…

Neyse iyice sıkıcı bir yazı oldu bu 😀 Allah kolaylık versin okuyana. Bin yıl önce de “V for Vendetta” yazısına başlamıştım ama, karikatür kitabını da bitirmemek için elimden geleni ardıma koymadığım için, bitirip yayınlamadım yazıyı. Hayırlısıyla bi ara yayınlayacağım 😀

Boş yazımızı, Herakleitos’un; “Bir nehirde iki kez yıkanılamaz.” sözüyle tamamlarım. Ve Anaksagoras’a göre “Kar belli bir ölçüde siyahtır” …

Hoş kal.

Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

0 0 vote
Article Rating
Takip
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x