--Kişisel

Verip veriştirmeli

Salağız biz. Evet gerçekten salak, doyumsuz varlıklarız. Bunu daha önce de söylemiştim gerçi. Aa genel konuşmuşum farkında olmadan. Özür dilerim. Salağım ben. Ben o kadar salağım ki, hasta çocukları göremiyorum. Kimi insanların çimlerin üzerinde yürürken ıslaklıklarını hissedemediklerini, paçalarını ıslatacak bir bacakları olmadığını göremiyorum. Güneşe bakamadıklarını, bakar gibi kafalarını güneşe kaldırdıklarında, güneşin alabileceği bir gözlerinin olmadığını göremiyorum. Kulaklık taktıklarında çalan müziği durdurup durdurmadığımı bile anlamayacak kadar sesi duyamadıklarının farkında olamıyorum.

Ben bazen çok körüm, ben bazen çok sağırım, ben çok umursamazım. Çok umursamazsınız. Yataktan kalkamayacak bir durumda olmadan farkına varamayacaksınız bunun. Aşk isterken, sevgili isterken, daha büyük bir ev, çoluk çocuk, zenginlik, mal mülk isterken sahip olduğunuz bir çift kolu, gitar çalabildiğinizi farketmiyorsunuz. Adım atabildiğinizi, yeşili kırmızıdan ayırabildiğinizi veya radyodan gelen müziği duyabildiğinizin farkında değilsiniz.

Ellerim olduğunu ben de gitar çalarken fark ettim 😀 Hayır gitar çalarken fark etmedim tabiki de, durduk yere kendime geldim sadece. Birazcık kendimi ve çevreyi, olanı biteni gözlemlemem yeterliydi. Ve sadece ben değil, ben gibi bugüne dek kendinde olmayan herkesin kendine gelmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çok aptalca değil mi? Akılsız halimle gelmiş akıl veriyorum burada. Çünkü her dakika deprem oluyormuş gibi geliyor bana. Şu yazıyı yazarken üç-beş kez sallandım mesela. Yarın bu ev çökebilir ve ben ölebilirim. Pek sayın gerizekalı arkadaşım, sen büyük bir aşkı bulamadın diye saçma sapan acı çekerken, biz Elazığ’da öldük. Dün aşkı bulamıyor diye sen gibi ağlayan insanlardık. Klasik sorunlarımız vardı sen gibi. Anasını satayım olmuyorsa olmuyor ya salak! Zorlama işte! Git bir dondurma al ye. Çikolata al. Alışveriş yap. Git bebeğine sarıl, git arkadaşına sarıl, anana sarıl, babana sarıl, kedini köpeğini öp… Ne bok yiyorsan ye. Seni kim seviyorsa, kim yanındaysa ona sarıl illa sarılmak istiyorsan… Derdine so… senin. Yarın öleceksin.

Ötesi var mı?

Aptal günlük sorunlarımızla o kadar meşgulüz ki…

Sonuç olarak iyi oldu bol bol hakaret ettim içim rahatladı.

Salak Peren.


Bir arkadaşım vardı.

Hayatımda önemli bir yeri vardı kendisinin… Bi haltlar yedim bana darıldı ve beni silen ilk insan olma mertebesine ulaşmış olabilir 😀 3 yıl boyunca görüşmedik hiç ve aralıklı olarak aklıma gelmişti, “Ne yapıyordur acaba şimdi?.. Bana önerdiği bu diziyi izliyor mudur hala… Veya şu şu “ortak” arkadaşlarımız ile hala görüşüyor mudur…” gibi gibi…

Ortaklarla da görüşmüyordum ben malum 😀 Çok kolay insan silebiliyorum. Önceden daha mı kolaydı, şimdi mi daha kolay bilmiyorum ama neyse… Sonuç olarak bir gün bana yazdı bu.

Çok sevindim. Gerçekten çooook sevindim o gün ve sonraki üç dört gün ağzım kulaklarımda dolandım ortada, en yakın arkadaşım döndü ne de olsa diye…

  • Küfür etmek istemiyorum. “K” yazacağım sadece, oraları küfür lügatınızın yettiğince küfürlü okuyun.

Bence yıllarca konuşmadığın bir arkadaşından, konuşmaya başladıktan bir hafta sonra para istenmez. Yani çok ilginç olur bu. İstedi. Ama bu üç dört günde nasıl yakınız, hiç bozulmamış gibi aramız. Üç yıl hiç araya girmemiş gibi.

Girmiş tabi. O çok değişmiş. Ben çok kinlenmişim farkında değilim. Parayı hiç tanımadığım birine tek sözüyle verdim. Tanıyorum da tanımıyorum. Tanıdığım insan o değil çünkü. Ya da yanlış hatılıyorum. “K.”

1 gün sonra geri ödeyeceğim dediği paranın, 1 buçuk ay boyunca geri ödemesi için öfkeyle peşinden koştum. “K.” Egzamalar falan çıktı yine yüzümde gözümde. Bu kez arkamda çıkmadı, çok büyük sorun etmedim heralde 😀 Sonuç olarak bu ödeyecek mi, ödemeyecek mi olayıyla zamanımı heba etti ve sonunda ödeyip, K. gitti.

Bir önceki yazıda daha ödememiş olduğu için, okursa ödemez deyip bol küfür edeceğimi bildiğim bu yazıyı yazamamıştım. Egzama çıkarıyorum demiştim sadece 😀 sorunum buydu işte. Her neyse, yukarıdaki ilk yazdıklarımla bir yere bağlayacağım. “K.” yazıp kendimi tuttum tutmasına da, hiç rahatlayamadım ki anasını satayım! E şimdi yarın depremde gebersem rahat gebermiş olmayacağım iyi bir küfür edeyim ki, içim rahatlasın kusuruma bakmayın… Buradan aşağısını okumayın kendime yazıyorum. Hadi eyvallah

Burnum kanıyor.

Şerefsiz, sana sinirden oldu bak bu da! Bok vardı da aradın, silmiştik işte ne güzel birbirimizi, şimdi yine sildirdin kendini üstelik bu kez travma yaşattın götv.

Neyse sakinim. Burnumda durdu. Bi an sıcak sıcak gelince kan korkuttu. Bi yazım da burunsuz olsa şaşardım zaten, her yazıya illa burnumu sokacam! Google’a burun ameliyatı yazınca PROF. DR. PEREN ÇEVİK çıksın diye işte tüm bunlar !!!

Bu arada S arkadaşımın önerisiyle 😛 The big bang theory’i izlemeye başlayacağım. Tschüs!

Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

0 0 vote
Article Rating
Takip
Bildir
guest
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Melhuzat
9 ay önce

Aptal günlük sorunlarımızla o kadar meşgulüz ki…Şu cümleye o kadar katılıyorum ki. Gerçekten güzel yazmışsın. İnsanları çok çabuk silmek yerine onlara yeni şanslar tanımalısın bence…

2
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x