--Kişisel

Vadeli düşünceler

Gitarda ilerlemek zaman alıyor. Öyle pat diye olmuyor. Elleriniz kazık gibi geliyor ilk önce size. Kazıklar çok zor hareket ediyor. Fingerstyle diye tabir ettikleri olayda parmaklarınızı belirli tellere, belirli zamanlarda götürmeniz gerek. Benimkiler kafalarına göre hareket ediyorlar, yada edemiyorlar. Kazıklar çünkü. Kazıklarımı eğitmek için her gün çalışıyorum. Yavaş yavaş olacak gibi. Fingerstyle dışı çalmak çok da zor değil. Hatta artık Ogün Sanlısoy-Saydım’ı çalabiliyorum. Bu adamın soyadı Şanlısoy’mu Sanlısoy’mu bilmiyorum. Açıkçası umursamıyorum da ama Sanlı gibi hatırlıyorum. Özellikle ona araştırıp, bakıp yazmayacağım. Hemen hemen her şeyi buraya yazarken araştırıp, doğrusunu öğrenip öyle yazıyorum. Çünkü kendime de faydası oluyor, doğrusunu öğrenmek her şeyin. Ama bu gibi şeyler hariç. Gereksiz.

Yavaş yavaş eski umursamaz Peren’e dönüyorum. Aslında hep umursamazdım bu değişmemişti. Ama her şeyiyle eski ben olmaktan bahsediyorum. Tek fark artık her üzüldüğümde anında yüzümde, ve misal saat taktığımda bileğimde veya ufak başka şeyler kaynaklı sağımda solumda egzama çıkıyor. Ve nefes hala alamıyorum. Sinüzitiniz varsa ve ameliyat sonrası geçeceğine inanıyorsanız bir kez daha düşünün derim. Gereksiz acı çekersiniz. Ha sonuç olarak iğrenç bir burunla doğmuşsanız ondan kurtulursunuz, daha az hasar kayıtlı yeni burnunuz olmuş olur 😀 araba gibi meret. 92 modeldi mesela benimki, artık 2018…

Tüm bunların dışında, Manavgat’a gittim geçtiğimiz hafta. Akşam vakti Side Antik kentini dolaştık arkadaşımla. Ve çok güzeldi. Sarı ışıkla aydınlanan şık görüntüler gördü bu gözler. Apollon tapınağında fotoğrafımı çektiler. Normalde epeydir fotoğraflarda kendimi sevmeyen ben yavaş yavaş yine sevmeye başladım. Sarı ışıkla aydınlanan taş yollarda, kemerlerde yürüdük. Yollardaki kedileri, köpekleri elledik bol bol rahatsız ettik veletleri. Ve gittiğimiz bir mekanda, şöminede fotoğraf çekinmeyi unuttuk. Ben ki, salak ben, aptal, gerizekalı ben Londra sokaklarında çekinmemişim fotoğraf… Kaybım yok tabiki şöminede çekinmediğim için.

Biraz huysuzum. 5 yıldır başlayıp ara verdiğim bi kitabı bitirmeden, 4 kitaba daha başlayıp yarım bıraktım. Kitapları yarım bırakmak, bitirmemek Alzheimer’a neden oluyormuş. Alzheimer olursam şaşmamalı bana yakışır bi hastalık olacak. Evet, bende gelişmeler böyle. Yarın temizlik yapacağım, derin temizlik… Yani çok da derin olmaz bende hiç bir temizlik ama elimden geldiğince derine ineceğim, baktım boğuluyorum, atarım viledayı. Atamam viledayı. Misafir gelecek.

Ha bu arada bi de tirad ezberlemem lazım. Eğer alzheimer şimdiden olmazsam iyi olur, galiba bir tiyatro seçmesine katılabilirim. Emin değilim ruh halime bağlı. Bak üstüme gelme, ruh halime bağlı tamam mı. Ne oldu, sonuç ne, falan deme sakın. Germe beni, giremem yoksa sanırım. 2 tirad bir şiir ezberleyeceğim. Lan bari bi tirad bi şiir ezberleteydiniz, vicdansız bunlar. Ben ki yıllardır anamın cep telefonunu bile ezberleyemedim. Nah ezberlerim gibi bir his var içimde. Öyle ayıp ve kaba saba hisler olur herkeste, kelimelere dökünce ayıpsamayın beni. Açık sözlüyüm sadece. Ha bir de şarkı söyleteceklermiş sayiiii. Evet 2 tirad 1 şiir ve 1 şarkı. Oldu babam. Şarkı hazır. Yani hazır değil de, işte… O basit gibi. Tabi sözleri unutmaz ve sesimi kaybetmezsem.

Herneyse… Bakacağız artık bir çaresine. Ya da boşvereceğim. Ve Gelibolu’ya gideceğim. Bilmiyorum. Henüz kararlaştırmadım. Gelibolu’yu özledim ve bir kaç aylığına gitmek istiyorum. 3 yıldır hiç gitmedim. Sardalya festivalinde gidebilseydim keşke.

Neyse bu yazı çok uzun oldu. Tekrar gelişmelerden haberdar ederim.

Cici kal.

Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

Bu konuya yorum yapmak ister misiniz?

avatar
  Takip  
Bildir