Günce’l hayat

Başlıktaki aşırı zekice kelime oyunu gibi, gün gün(Günce.) anlatmayacağım. Sanki daha önce gün gün anlattım da… Böyle bir şey tabi ki hiç olmadı.


Ders çalışıyordum en son yazmayı bıraktığımda. Buraya da yazmıştım, “İşler birazcık sarpa sarıyor, çalışasım kaçıyor, hanginiz nazar değdirdiniz bilmem…” diye hatta 😛 Ders çalışmayı bıraktım işte sonra. Yani azaltmadım. Tak diye bıraktım. Tak diye çalışmaya karar verip, feci bir istekle deli gibi “İLK DEFA” ders çalışıyordum. Ve aynı hızla “tak”ladım işte… Sonra yine 18 yaşında bu siteyi açtığım günlerde olduğu gibi boş günler birbirini kovaladı hayatımda. Bol bol psikolojik buhranlar geçirdiğim o günlerden gerçekten tek farkı Pink dinlemememdi. Pink’in banyoda kendini kestiği videosuyla o dönemler fazla haşır neşirdim gereksiz bir biçimde. Acaba neden!

Neyse işte matematik çalışmam zortlayınca otomatik olarak “Kpss’ye girip memur olurum belki…” hayallerim de yanında zortlamış oldu. Yavrusunu kartal kapmış Fatma Girik edasında yine tavana bakmaya başladım yatarken, ne halt edeceğimi bol bol düşünerek… Ama 18 yaşımdan farklı olarak bu kez tavandaki noktaları görüyordum tavana bakarken. Bu ben gibi ileri derece kör miyopları inanılmaz mutlu edebilecek bir durum, bu yüzden kör miyop olmayan anlayamaz sevincimi… İş başvuruları yapıyordum arada ama dişime göre işlerden dönüş olmuyordu. (Bu arada bu dişime göre iş deyimimi çok sevdim, yine yaratıcılığım üstümde. Ama işte yaratıcılık yetmiyordu işlere alınmam için.) Sonra bir firma çağırdı, “Gel bi nur cemalini görelim, bakalım accık kafan var mı? Bizim işi kavrayabilecen mi ölçelim.” dedi. Firmaya daha önce bir arkadaşım da başvuru yapmış, ama maaşı az olduğu için istememişti onlarla çalışmak. Ben de, “Ah be yavrukuşum, ah be cancağzım neden kabul etmedin ki bebeğim benim??..” dedim ona. Sonra koştura koştura mülakata İstanbul’a gittim. Favorim, göz bebeğim, canım benim, güzel şehrimdi orası. Nasıl gitmezdim ki?..

Favori şehrimde çok yabancıydım. Metrobüslere binerken çantamı biri kapacak diye, çocuğunu önüne (kanguru gibi.) asan ana babalar gibi asıyordum. Tam bir köyden indim şehireydim yani. İstanbul’un bir yakasından diğerine iki gün boyunca git gel yaptım ve bir gün de firmanın girdiğim sınavlarının sonuçlarını bekledim. Genel yetenek ve Genel kültür testlerini geçtim firmanın. İngiliççe mülakatını da geçtim. Son olarak kurul mülakatına girdim, arkadaşıma söyledikleri maaşın üstünde bir rakam söyledim beklediğim ücret kısmında (Belki verirler be! Ben isteyeyim de isteyenin bir yüzü vermeyenin iki yüzü kara, ne kaybederim ki demiştim.) ve kaybettim tabi ki vereceklerinden yüksek isteyeni eliyorlarmış, biraz geç ve güç öğrendim 😀 Aradan 1 ay geçti-geçmedi asgari ücret 5500 tl oldu, söylediğim rakam, en az 5500 olsundu…

Velhasıl bu yorucu gereksiz İstanbul muhabbetinden bir tek hoş olan, kardeşimin bana Yeşilköy’ü birazcık dolaştırmasıydı. Ona buradan teşekkürlerimi sudsçfdfdf… Sushi yemek isteyen bana, “Sushi çok pahalı gözlük, bak burada çiğ köfte roll var. Gel sana ondan yedireyim.” dedi. Çiğ köfte canım istemese de onu yedirdi cimri velet. Ona buradan bu kez tüm okkalı… iletiyorum.

“Gözlük” benim bu arada. Eski kör miyop oluşumdan anlaşılmıştır.


Neyse işte bu kadar. Görüldüğü üzere bayağı aksiyonlu bi hayatım var. Son 8 ayda üç gün İstanbul’daydım. Yeter. De mi daha ne olsun ki. Ha bi de işte kalem alırım iki tane ve mavi silgisi güzel diye Kpss’ye girdim. O da iptal oldu bilindiği üzere. İşte bi plastik kalem kutum daha olcak. Seviniyorum yani. Sınav giriş ücretini çıkaracak gibi duruyor. Ona gitmek için de 1 saat gemi+minibüs çekiyoruz ve 05:30’da uyanıyoruz, çünkü ilde oturmuyoruz. Çünkü evimiz köyde. Yine sinir oldum. Tavanı izlemek istiyorum. En azından noktaları görünce mutlu oluyorum biliyorsunuz. Köy gibi burası köyyyyy.

Yazıyı yayınlamadan bir kaç egzama daha çıkaracağım anlaşılan. Aa gırtlağımdaki nodülü söylemiş miydim ? Yeni çıktı o da taze. Küçükmüş daha minik minik büyüyor. 6 ay sonra tekrar kontrole gideceğim… Biyopsi falan olurmuş muhtemelen az daha büyüyünce, daha bebeymiş. Bir ara da onu taktım kafama işte. Millet içinde çocuk büyütür, ben bunu büyütüyorum. 1mm daha büyümüştü son kontrolde… Zeus’un kafasından Athena doğmuştu. Yoksa ben de boynumdan mı doğurasdf…

Burada yaşamak istemiyorum. Zamanı geldiğinde gideceğim. Yoksa Pink-Fucking Perfect’te ki küvet sahnesini izlemeye başlayacağım yine.


5 ay kadar önce, bu blog siteleriyle epey ilgilenebileceğimi düşünüyordum. Hatta öyle ki 30luk.com yanında cinsiyetsiz.com’u da satın aldım. Bu iki salak site benim ölü yatırımım oldu. İnanmıştım bi de bir şeyler yapabileceğime, püü bana. 30luk, yaşıma özeldi ve daha özgür olabileceğim, buradan farklı bir platform olacaktı. Cinsiyetsiz ise cinsel kimliğimdi. Evet. Bu dünyaya, bu coğrafyaya bu kadar uyumsuz olmamın sebebi olan varlığımdı. Hiç rahat değildim genelde konuşurken de yazarken de hiç bir zaman. Söyleyemediğim, aslında ne olduğunu bilmediğim, ne olduğumu da bilemediğim yıllar geçirdim.

Yakınımdaki insanlarla bile konuşursam dışlanırdım. Ki konuştuğumda dışlandığım da oldu. Sonra hiç kendimi açamadığım konuşamadığım… Konuştuğumda anlaşılmadığım, kendimi anlatamadığım. Çokça araştırdığım ve kendimi bulmak için sürekli okuduğum, izlediğim, kendimi dış dünyaya kapattığım bir dönem oldu. Yurtta kaldığım dönemlerde yurttan atılmaktan korktum. Sonra çalıştığım yerde duyulmak işimden olmaktan korktum. Yani ben hep korktum. Öyle böyle korkmadım ben bu toplumdan. Kendim gibi insanlarla tanışmak için uzaklaşmıştım evden de. Üniversiteye de bölümüm için gitmediğimi biliyorduk zaten. Ve ailemin yaşadığı yeri sevmeme hatta nefret etme sebebim de buydu. Ama anlaşılamadım bir türlü. Aslında kendim için aldım cinsiyetsiz.com’u işte. Ama sonra genelleştirdim. Yine cinsiyet söylemlerine ve ikili cinsiyet algısına indirgedim siteyi. Amacım satmak elden çıkarmak oldu. Belki sabancı, koç gibi büyük şirketler sosyal sorumluluk projeleri yürütmek için alan adına ihtiyaç duyarlar diye düşündüm 😀 ama sadece bu ikisine mail attım. İnsan bi “Sağ olun ihtiyacımız yok alan adınıza.” diye döner 😛 dönen olmadı tabi. Sonra burada da reklamını yaptım, hala footer’de duruyor 🙂 Neyse sonuç olarak, kendimi yeterince güçlü görmedim yine, ben varım biz varız vs diyebilecek kadar o sitede… Ve zaten saçma hosting çöktü, ikili cinsiyet terimlerini eleştirdiğim yazılar da gitti. Küçüklüğümde hep forum sitesi açmak istemiştim bari bebelik hayalimi gerçekleştireyim dedim son olarak. Öyle kaldı.

Bu yazının sonunu hiç böyle planlamamıştım. Hassas olduğum bir konuda özel bir yazı oldu. Ne kaybettirir, ne kazandırır bilinmez. Artık çok da önemseyemiyorum bunu.

Bir yanıt verin