Death note

Matematiği tahmin ettiğimden daha hızlı öğreniyor gibiyim. Bu biraz sevindiriyor. Ve evde olmamdan mütevellit ders çalışmanın yanında dizi&film de sıkça izler oldum yine. Tabi siteyle de doğal olarak daha fazla ilgilenir oldum, sağını solunu daha sık değiştirir oldum. Bazı menüleri değiştirdim vs vs.

Anime izlemeyi pek sevmediğim bir gerçek. Fakat anime sever arkadaşlarım, kendim için doğru animeyi henüz izlemediğimi söylüyordu. Bu fikir biraz saçma geliyor ve güldürüyor doğrusu. Ama yine de, hemen hemen her konuda önyargılarım olduğunu biliyorum ve bunları yıkmak adına (-ki asla ne yaparsam yapayım yıkılmıyor kimisi.) en çok önerilen animeyi izlemeye karar vermiştim, bir kaç gün evvel. Ve az önce bitirdim, Death note animesini. İyi hoş sardı bir yere kadar sevdim, ama Ekşi’deki “Death note forever” fanları gibi olamayacağım bir gerçek.

Kısaca konusunu şöyle özetleyebilirim; Lise öğrencisi Light, ölüm meleği Ryuk’un ölüm defterini şans eseri bulur. Ve suçlulardan arındırılmış-mükemmel dünyayı yaratmaya çalışır. Ölüm defterine yazılan isimler kendiliğinden kalp krizi geçirir ölür, yada ölüm sebebini deftere, defteri kullanan kişi yazar ve ölümü kurgulandığı şekilde olur kişinin… Bu defter bu şekilde çalışıyor. Tüm suçluların isimlerini ölüm defterine yazar ve onları öldürmeye başlar. Ancak bunu, kendi yaratacağı ideal dünyanın Tanrı’sı olma zaafıyla yaptığı için, artık o bir suçludur. Ve bu gizli ölümlerin arkasındaki kişiyi bulmak için çabalayan polislerden biri Light’ın babası, diğeri ise polis ile çalışan L karakteridir.

L’yi burada görebilirsiniz 😀 Bir tek L’yi göstereceğim, olur da yazının devamını okuyacak olursanız neden onu gösterdiğimi anlarsınız.

37 bölümden oluşan animenin, bir de filmleri bulunmakta. Onları izlemedim. İzlemeye de niyetim yok.

Diziyi bitirmeden evvel, hemen hemen hiç bir olumlu veya olumsuz yorumu, spoiler’ı beni etkilememesi için okumadım. Çünkü bazen belli yapımlarda olumsuz herhangi bir yorumu, misal “… şuradan itibaren sıkıldım…” yorumlarını okuduğumda, “Ben de oradan itibaren sıkılacak mıyım?.. Ay sıkıldım galiba… Yok yok ben sıkılmadım ya fena değil… ” falan oluyorum, saçma bir şekilde. Ama bu animede gerçekten bir karakterin ölümünden sonra sıkıldım…

Dizi veya filmi izlemeyi düşünenler bu yazıdan sonrasını okumasalar onlar için daha iyi olacak, zira spoiler olacak bu kısımdan sonrası .

L’nin ölümünden sonra benim için sıkıcılık abidesi olan yapımı, bitsin diye oflaya poflaya o öldükten sonra maksimum hızda izledim. Ki zaten 20 dakika gibi kısa bölümlerden oluşuyor ve biraz da hızlandırıp izleyince, iyice sıkmadan bitti. Bir de her izlediğim bölümde “Yok ya ölmemiştir. Öldüremezler onu…” falan oldum saçma bir şekilde 😀 Ah bebeğim L. Light cennete de cehenneme de gidemeyip merdivenlerde can verirken, onu oraya gönderen o küçük veletin yerinde sen olmalıydın. Hem de dizi bu kadar gereksiz, saçma bir şekilde uzatılmazdı.

Yapımda bir sürü alt mesajın verildiği, defalarca bir ton hayranı tarafından yazılmış… Vay efendim elma Adem’in elmasına göndermeymiş, yok efendim L İsa’nın tabloda olduğu gibi Light’ın ayağını tutuyormuş… Mavi bilgeliğin, kırmızı şeytaniliğin rengiymiş vs. vs. Evet bu göndermelerle kurgulandığı açık, ancak onları tek tek yazmayacağım. Zira bu ve benzeri göndermeler hemen hemen her düşünülerek kurgulanmış, dizi ve filmlerde mevcut.

Geriye bir tek, alternatif son olarak çekilmiş ancak yayınlanmamış bir sahnesini bırakacağım ve gideceğim. Tschüs!