--Kişisel

Ched. ile zamanda yolculuk

Cheddar’la dedesinin ninesinin evine geldik. Ama tabi ne zor geldik, bir de bana sorun. Arabada rahat 5-6 saat ağladı bebeğim, ne yaptıysam susmadı. 10 saatlik araba yolculuğumuz “minik kabusumsu” geçti. Neyse ki, kafesi ile, kaka kabının kapaklarını açıp, kafesleri birleştirdik ve ona yaşam alanı olabilecek bir tünel yaptık da, “çişini kakasını nasıl halledeceğiz?!” korkumuz olmadı. İstediği zaman kaka kabına geçişini rahatça gerçekleştirdi. Tabi bu tünel alanı arka koltukta rahat iki buçuk kişilik yer kapladı… Ve ben de onun yanında yarım insan olarak oturdum 10 saat boyunca. Ön koltuğa geçemezdim çünkü çocuğumun tünel evini tutmak zorundaydım. Kıçımın yarısı koltukta, yarısı kapıya dayalı, arkamdaki kapıdan soğuk esintiler gelirken… Mükemmel yolculuğumuzun sonuna geldik, yılbaşına sadece bir gün kala evimize vardık. Ve sadece beş altı saat sonra göğsümde ağrılar başladı tabi, yılbaşı akşamına dek sürecek olan… Şaşırdık mı? O kadar 10 saat enseden soğuğu yedik boru mu, gebermediğimize şükür ettik tabi çocuuumla.

Bu ağrıyı bazı arkadaşlarım stres kaynaklı, “hafif çaplı bir kalp krizi geliyorum diyor!” olarak adlandırdılar. Haksız değildiler. Son zamanlarda, buraya yazamadığım ekstra bir stresim daha var. Yeterince stresim yokmuş gibi… Gerçi, yazamadığım diyorum ama birinden korkumdan veya çekincemden de değil esasen, şimdilik susmam gerektiğini, beklemem gerektiğini düşündüğüm için sadece. Ve evet yine bir olumsuzluk çektim 😀 “I’m a trouble magnet, bitch! – Ben bir olumsuzluk çekici mıknatısım, tatlım!* 😀 “

Her neyse, gelelim koskoca 4 yılın sonunda anne ve babamın evine ayak basışımıza… Çocuuum ilk etapta bayağı mutlu oldu. Ev kocaman geldi, benim minik kutu evimden sonra tabi çok normal. Gitti tek tek odaların her köşesine baktı, kokladı. Cennette sandı çocuk kendini, bi ne yapacağını şaşırdı falan, ama çok çabuk adapte oldu. Oldu olmasına da, mutluluğu çok uzun sürmedi. Paşamızın bu cennet evde de canı sıkıldı. Camdan bakıp karları izledik, oyuncaklarıyla oynattık. Yaş mamalar yedirdik içirdik. Ama ne yaptıysak, sıkıldı çocuuum 😀

Evlerinde ilk defa patili bir çocuk gezinen, çiçeği burnunda dede ve ninemiz ise torunlarını tuhaf bir şekilde bağırlarına bastılar 😀 Basmak zorunda hissetmiş de olabilirler tabi… İkinci ihtimal daha yoğun bir gerçeklik barındırıyor muhtemelen. Ama sonuç olarak benim minnoş oğlumu durup durup seviyorlar ve oyun oynatıyorlar.

Yıllardır ailemle yılbaşını kutlamıyordum. Yine kutladım mı kutlamadım mı pek anlamadım tabi… Hepimiz ayrı bir koltukta oturup film izlerken, bir anlığına ayağa kalktım, “aha giriyoruz!” dedim. Sanki arabayla tünele yada uçakta türbülansa girermişiz gibi 😀 Hayır ne alaka, ayağa kalıyorsun falan… Saate bi baktım 00:01 girmiş geçmişiz bile. Ne anladım ben bu işten!? Annem yandan normal tv showlarını izletmiyorum diye surat asarken, babam da eskiden sinemada izlemiş olduğumuz filmi unutmuş, gülerek tekrar izlerken girdik öyle işte… Hayır Tv’de ne var! Ne izleyeceksin yani! İzlemeye değer bişey mi çıkıyor ki? İyiki evimde televizyon yok, yani gerçekten boşa elektrik ve monitor israfı. Yıllardır izlemiyorum, hiç bir şey kaçırmamışım, bilakis yakalamışım, full zaman israfı ya!

Yazı bittiğinde kulaklığımdaki şarkı;

Daha önce duydum sesini ama etkilememişti. Doğru zaman az önceymiş. Az önce etkiledi. Sözleri de onun. Güzel olmuş. Bu arada sağ menüdeki videoyu da değiştirdim. Ama saati yine üç buçuk ettim iyi mi… Daha demin 1’di bu meret ya.
Haydi görüşürüz.

Ayrıca bu yazıları da beğenebilirsiniz...

Bu konuya yorum yapmak ister misiniz?

avatar
  Takip  
Bildir